
Önceki hayatta,Atabeg'in soylu kızı Mia,yanlış kişilere güvendi.Cariye kız kardeşi Melike ve Veliaht prens Yunus ile iş birliği yaparak onu tuzağa düşürdüler,ailesini yıktılar ve Mia soğuk sarayda acı bir şekilde can verdi.Hayatı boyunca yanlış anladığı savaş tanrısı Yan ise onun naaşını korumak için savaş alanında şehit düştü.Nefretle gözlerini yumarken, onun kanlar içindeki figürüne baktı ve pişmanlıkla kavruldu. Bir sabah uyandığında,Mia kaderin dönüm noktasına geri döndü:Yan'ın yatağına yerleştirildiği o geceye.Bu sefer, saf aşk hayallerinden arınmıştı;gözlerinde sadece intikamın soğuk ışığı ve ailesini koruma tutkusu vardı.Aktif olarak Yan'a bir iş birliği teklif etti:"Gücü ele geçirmesine yardım etme"karşılığında"ailesini koruma"sözü aldı.Ancak bilmiyordu ki bu dıştan soğuk,içten deli dolu adam,iki hayatın anılarıyla geri dönmüştü.İkisi de aynı kaderi paylaşıyordu. Yan,görünüşte sarayın tehdit olarak gördüğü boş bir prensti,ama gerçekte Hayalet On Üçler Birliği’nin gizli komutanıydı.Önceki hayatta dile getiremediği derin sevgi ve pişmanlık,bu hayatta saklayamadığı takıntılı bir korumaya dönüştü.Önceden gizli planlar yaptı,Mia'nın portrelerini sakladı,onun tabularını ezbere bildi.Onun,kardeşini parçalara ayırmasına,ikiyüzlü veliaht prensi alt etmesine giden yolda her zaman en sağlam destek oldu.Kemik düdük çaldığında,hayalet muhafızlar toplanırdı.Kılıç ışıkları ve gölgeleri arasında,"Ona kim dokunursa,dokuz kat göğü ezer geçerim!"çılgın itirafı yürekleri titretti.